|
Bu, içinde hiç bir şüphe olmayan ve sakınanlara yol gösterici bir
kitaptır.» (2/Bakara,2)
Müslümanım diyen herkesin elinden, dilinden, hafızasından düşürmediği;
sorulduğunda herkesin hakkında bir çok tanım ve açıklama getirebileceği
bir kitaptır: KUR’AN.
Geleneğin bize getirdiği Kur’an anla-yışına baktığımızda, Kur’an’ın
kendini tanıtımıyla çelişen bir çok durumla karşılaşırız.
İslam’dan önceki Kitap Ehli’nin Kitab’ı göz ardı ederek gereği gibi
okumamaları şeklinde kendini gösteren yanlış tavır; “önceki alimler her
şeyi hallettiler, zaten Kur’an’ı herkes anlayamaz” şeklinde tezahür
etmek-tedir. Oysa Kur’an bir çok ayetiyle bu tür yanlış görüşleri
reddetmektedir.
Kur’an’ın anlaşılmayacağı, anlayabilmek için ciltler dolusu kitap okumak
gerektiği şeklinde ileri sürülen görüşleri; «Biz onları anlayasınız diye
indirdik» (12/Yusuf,2); «Akledesiniz diye indirdik» (43/Zuhruf,3);
«Güçlük çekesiniz diye indirmedik» (20/Tâhâ, 2); «öğüt alasınız diye
kolaylaştırdık» (54/Kamer,17,22,32,40) şeklindeki ayetler
reddetmektedir.
Evet, gerçekten de Kur’an hakkında, onun ehemmiyeti ve önceliği
konusunda müslümanım diyen herkesten bir çok şey duyabilirsiniz. Bu
insanlar örf olarak duydukları ve yayın organlarından okuduklarını
aktarabilirler. Kısacası Kur’an; içinde bulunduğumuz toplum fertlerinin,
üzerinde doğru veya yanlış fikir beyan edebilecekleri ve kutsallığı
hakkında hemfikir olabilecekleri yegane kitaptır. Ancak hemfikir
olunamayan bir husus varsa, o da; “Kur’an’ın nasıl bir kitap olduğu”
sorusuna verilen cevaplardır. Bu soruya, en az sorduğunuz kişi sayısı
kadar göreli ve muhtelif cevaplar alabilirsiniz. Ama gariptir ki;
sorunuzun cevabını yine bizzat Kur’an’da arayan, cevabını Kur’an’dan
veren pek az kişi bulabilirsiniz.
Sosyal yaşantımızdaki bir çok konuda olduğu gibi yanlış, fakat yaygın
olan geleneksel anlayış Kur’an’ın tanımı konusunda da hakimdir.
Geleneğin bize getirdiği Kur’an anlayışına baktığımızda, Kur’an’ın
kendini tanıtımıyla çelişen bir çok durumla karşılaşırız. En genelde
Kur’an mezarlıklarda veya hastaların başında okunan bir kitaptır. Veya
mübarek gün ve gecelerde(!) okunup bire-on veren sevap kitabıdır. Ya da
özellikle Ramazan aylarında vesair günlerde imamlarımızın (!) ekmek
teknesidir. Üfürükçülerin muska kitabı, hastalarımızın şifasıdır(!).
Şeyh ve müritlerin evrâd, kâri ve kurralarımızın tecvid kitabıdır. O
(Kur’an) her bir vakit için ayrı ayrı makamlarla okunmalı, tecvidsiz
okunmamalıdır (!). Ramazan ayında dört bir yanda mukabelelere gidilmeli,
istenilen bir işin gerçekleşmesi için kırk yasinler okunmalıdır.
Kur’an-ı Kerim’ler gösterişli ve pahalı Kur’an kapları içinde evlerin en
nadide ve eve gelenlerin rahatça görebilecekleri yere asılır. Yaldız ve
simlerle pano ve levhalara yazılmış ve hat sanatıyla süslenmiş olan
Kur’an ayetleri, bırakın anlamayı okunması bile çoğu zaman mümkün
olmayacak bir şekilde evlerin girişlerinde sergilenir. Kazanç ve
ticareti artırsın diye ticarethanelere ayet ve dualar asılır yada bazı
surelerin yazıldığı küçük enamlar nazarlık olarak kullanılır. Bu
bağlamda, daha bir çok örnek verilebilir.
Bazılarına göre ise Kur’an, bilim ve tekniğin kaynağı, bir çok fen
ilminin ana kitabıdır. Vaiz efendilerin dillerinden düşürmediği;
Batılıların uyaza gitmesine, elektriğin bulunmasına kaynaklık eden öncü
kitap; dilciler için sanatsal ve şiirsel özelliği yüksek belağat kitabı;
usulcülerin anlaşılmasını kolaylaştırmak adına daha da anlaşılmaz bir
labirent haline getirdiği bilmece kitabı; Ve bütün bunları Kur’an’ın
asıl tanım ve amacı imiş gibi ortaya koyan gazete, dergi ve kitaplar...
*****
Kur’an tahrifattan uzak ve korunmuş olarak elimizde olmasına rağmen onun
hakkındaki bu tür yanlış anlayışların temelinde Kur’an’dan uzaklaşmanın
getirdiği katı gelenekçilik ve kör taklitçilik yatmaktadır. İslam’dan
önceki Kitap Ehli’nin Kitab’ı göz ardı ederek gereği gibi okumamaları
şeklinde kendini gösteren yanlış tavır; “önceki alimler her şeyi
hallettiler, zaten Kur’an’ı herkes anlayamaz” şeklinde tezahür
etmektedir. Oysa Kur’an bir çok ayetiyle bu tür yanlış görüşleri
reddetmektedir (54/Kamer, 17,22,32,40...).
Bu yazıdaki amacımız; Kur’an’a getirilen yanlış tanım ve bu tanımlardan
beslenen yanlış anlayışlar karşısında Kur’an’ın kendisine getirdiği
tanımlamaları ve açıklamaları ortaya koymaktır.
Kur’an hakkındaki bu yanlış tanım ve anlayışların en genelde ortak
özellikleri, Kur’an merkezli olmadıklarıdır. Sözkonusu anlayışlar
Kur’an’ın kendisine getirdiği tanımlarla benzeşmediği gibi, bir çoğu da
çelişmektedir.
Kur’an hemen ikinci suresinin başında kendisini tanıtmaktadır:«Bu içinde
hiç bir ŞÜPHE olmayan ve sakınanlara YOL GÖSTEREN bir kitaptır.»
(2/Bakara,2). Bu bağlamda şu ayetlere de bakılabilir: (3/Âl-i İmran,
138; 32/Secde, 2.)
Yüce Rabbimizin Rasulullah (s)’a vahy/ilka ettiği ayetlerin tümüne
birden bu ayetlerin bir çok yerinde Kur’an ismi verilmektedir (2/Bakara,
185; 72/Cin,1...) Yine bu ayetlerin tümüne Kitap ismi verildiğini
görüyoruz. Yalnız Kur’an-ı Kerim’de kitap kelimesi üç ayrı vakıaya
işaret etmektedir: Kur’an’dan önceki kitapları ifade etmek için
kullanılan kitap: (4/Nişa, 136; 13/Ra’d,36...). Bizatihi Kur’an’ı ifade
etmek için kullanılan kitap: (2/Bakara,2,89; 4/Nisa, 105...). Zaman
zaman Kur’an’ı Kerim’le karıştırılan fakat Levh-i Mahfuz’u ifade etmek
için kullanılan kitap, yani Ummu’l-Kitap veya Kitab-ı Meknûn:
(43/Zuhruf,4; 56/Vakıa,77...)
Kur’an’ın anlaşılmayacağı, anlayabilmek için ciltler dolusu kitap okumak
gerektiği şeklinde ileri sürülen görüşleri; «Biz onları anlayasınız diye
indirdik» (12/Yusuf,2); «Akledesiniz diye indirdik» (43/Zuhruf,3);
«Güçlük çekesiniz diye indirmedik» (20/Tâhâ, 2); «öğüt alasınız diye
kolaylaştırdık» (54/Kamer,17,22,32,40) şeklindeki ayetler
reddet-mektedir.
Kur’an insanların öğüt alması ve bu öğütle yaşamlarını düzenlemeleri
için kolaylaştırılmış bir kitaptır. «Belki ÖĞÜT alırlar diye onu senin
dilinle kolaylaştırdık.»
İnsanlar Kur’an’a yaklaşıp onu anlayarak yaşadıklarında hidayet ve
şifaya ereceklerdir (17/İsra,82).
Kur’an anlaşılarak okunduğunda hakkı batıldan ayıran bir ölçüdür.
Kur’an’ın bazı kelime ve kavramları üzerine anlamsız ve uzun
tartışmalara girenler içinse Kur’an açık ve net bir duyuruda bulunuyor:«
Andolsun biz Kur’an’da insanlara her çeşit durumu-misali tekrarlayarak
türlü türlü anlattık, ama insanlar anlamsız tartışmalara her şeyden daha
çok düşkündür.»(18/Kehf,54). Aynı bağlamda (6/En’am, 105)’e bakılabilir.
Kur’an insanlar için ŞİFA’dır. Ancak bu şifa oluşu, yaygın olarak
algılandığı biçimiyle biyolojik hastalıklara şifa olması değildir.
Kur’an toplum ve fertteki şirk hastalıklarına şifadır. İman edenlere
rahmet ve hidayettir. «Ey iman edenler; size Rabbınızdan bir ÖĞÜT,
göğüslerde olana bir ŞİFA ve inananlara da RAHMET ve HİDAYET gelmiştir.»
(10/Yunus,57). «...De ki: “ O (Kur’an) inananlara HİDAYET ve ŞİFA’dır.»
(41/Fussilet,44). Ayetlere dikkat edilirse ŞİFA, hidayet ve rahmetle eş
anlamda kullanılmıştır. İnsanlar Kur’an’a yaklaşıp onu anlayarak
yaşadıklarında hidayet ve şifaya ereceklerdir (17/İsra,82).
Kur’an anlaşılarak okunduğunda hakkı batıldan ayıran bir ölçüdür. «
Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna hakkı batıldan ayıran (FURKAN)’ı
indiren ne yücedir.» (25/Furkan,1; 2/Bakara,185; 3/Âl-i İmran,3-4).
Kur’an insanlara gönderilmiş bir ilim ve hüküm kitabıdır. Bundan
dolayıdır ki sosyal yaşantıda hüküm koyucu Kur’an insanlara gönderilmiş
bir ilim ve hüküm kitabıdır. Bundan dolayıdır ki sosyal yaşantıda hüküm
koyucu, azgınlaşan heva ve hevesleri kısıtlayıcıdır. Allah bu ilme göre
yaşayanların velisi ve koruyucusudur. «İşte böyle onu Arapça bir hüküm
olarak indirdik. Sana gelen İLİM’den sonra onların hevalarına uyarsan
artık Allah senin ne velin, ne koruyucundur.» (13/Ra’d,37; 2/Bakara,145;
3/Âl-i İmran,161).
Kur’an HAKK’tır. Kur’an’ı anlayarak yaşayanlar HAKK’ı yaşamış ve
yaşatmış olurlar. «De ki: “HAKK geldi, batıl yok oldu. Batıl zaten yok
olmaya mahkumdur.”» (17/İsra,81). Kur’an’ın bu ayetteki söylemine göre
HAKK’ın geldiği yerde batıl yok olmak durumundadır. Şu anda batılın
yaygın ve hakim oluşu müslümanların ellerindeki HAKK’ı gereği gibi
yaşayamamaları, heva ve heveslerine uymalarındandır. «Sana gelen
HAKK’tan sonra, onların hevalarına uyma.» (5/Maide,48; 34/Sebe,49;
11/Hud,120; 13(Ra’d,1; 47/Muhammed,2; 25/Fur-kan,33).
Kur’an şirk karanlığı içindeki toplumlara bir NUR ve Rabbimizden
insanlara gelen bir BURHAN’dır. «...İndirilen NUR’a uyanlar, işte onlar
felaha erenlerdir.» (4/A’raf,157). «Ey insanlar: Size Rabbinizden bir
BURHAN (delil) geldi ve size apaçık bir NUR indirdik.»(4/Nisa,175).
Kur’an insanların öğüt alması ve bu öğütle yaşamlarını düzenlemeleri
için kolaylaştırılmış bir kitaptır. «Belki ÖĞÜT alırlar diye onu senin
dilinle kolaylaştırdık.» (44/Duhan,58). «Andolsun bir Kur’an’ı ÖĞÜT
olsun diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?» (54/Kamer,17,22,32,40).
Kur’an ZİKİR’dir. Yani insanlar için bir hatırlatma, hatırlatma ve
öğüttür. «Sana da, bu ZİKR’i indirdik ki, kendilerine indirileni
insanlara açıklayasın, belki tefekkür ederler.» (16/Nahl,44). «Sen buna
karşılık onlardan bir ücret istemiyorsun. O sadece alemler için bir
ZİKİR’dir.» (12/Yusuf, 104; 15/Hicr,6; 36/Yasin,69; 3/Âl-i İmran,58;
21/Enbiya,50).
Kur’an insanlara anlatılması gereken Allah’ın bir lütfu ve nimetidir.
«Ve Rabbi’nin NİMET’ini anlat.» (83/Duha,4; 2/Bakara,211).
Kur’an kendisinde hiç bir müphemlik kalmayacak şekilde beyan edilmiş bir
kitaptır. «İşte böylece türlü türlü, tekrar tekrar açıklıyoruz ki, sen
ders almışsın desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice BEYAN
edelim.» (6/En’am,105; 75/Kıyamet,18-19).
Kur’an gerekli yerlerde tefsir edilmiş bir kitaptır. «Onların sana
getirdiği her duruma karşı biz de hak ile TEFSİR’i getiririz.»
(25/Furkan,33).
«(Kur’an) DİRİ olanları uyarmak ve kafirlere (azab) sözü hak olsun için
(indirilmiş)dir.» (36/Yasin,70). Bu ayetin yer aldığı Yasin Suresi ne
acıdır ki, genellikle ölüm ve mezarlıklara tahsis edilmiş bir suredir.
Kur’an’ı şiirsel ve sanatsal özellikleriyle uğraşan insanlar içinse yine
Yasin Suresi’nde açık ve net bir cevap buluyoruz. «Biz ona şiir
öğretmedik (bu) ona yakışmaz da. O (kitap) bir ÖĞÜT’ten ve AÇIKLAYAN bir
Kur’an’dan başkası değildir.» (36/Yasin,69).
Ve Kur’an, müslümanların kendilerine tutundukları müddetçe
fırkalaşmalarını önleyen, onları birarada tutan ALLAH’IN İPİ’dir.
«Topluca ALLAH’IN İPİ’ne yapışın, fırkalaşmayın(ayrılmayın).» (3/Âl-i
İmran,103).
Görüldüğü gibi Kur’an’ın kendisine getirdiği tanımlamalar ve bu
bağlamdaki açıklamalarla, yaygın olan geleneksel Kur’an anlayışı
arasında büyük farklılıklar vardır.
Ortadaki bu iki anlayışın birincisine, bizatihi Kur’an’ın yani Allah’ın
kendisi kaynaklık etmektedir. İkincisine ise insanlar kaynaklık
etmektedir. Burada bütün problem tercihle ilintilidir. Müslümana düşen;
elbette Allah’ı tercih etmek, O’nun Kur’an hakkındaki yine Kur’an’da
açıkladığı gerçeklere tabi olmaktır. Çünkü Allah hakkı, doğruyu söyler
ve O’ndan daha güzel sözlü kimse olamaz (39/Zümer,23).
Hamd, sonsuz kerem sahibi Rahman’a; selam, yanlış geleneklerden sıyrılıp
İbrahimî geleneğe uyan ve Kur’an’ı gereği gibi okuyup, yaşayan kullara
olsun...
|