|
Müteşabih ayetlerin anlaşılıp anlaşılmayacağı konusuna geçmeden önce bir
bütün olarak Kur’an’ın anlaşılıp anlaşılmadığı üzerinde durmak
istiyoruz. Çünkü müteşabih-muhkem ayırımı yapılmaksızın Kur’an’ın herkes
tarafından anlaşılmayacağı kimi kesimler tarafından ileri sürülmektedir.
Hatta bunlardan bir kısmı, tefsirleri okumanın dahi insanları sapıklığa
götüreceğini ileri sürmektedir.
• (Bu Kur’an), çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki ayetlerini
düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar.(38/Sad-29)
Imam Kurtubi bu ayeti tefsir ederken şöyle demektedir: ‘ Bu ayet,
Kur’an’ın anlamını anlamaya çalışmanın FARZ olduğuna, yine Kur’an’ı tane
tane okumanın, süratli bir şekilde okumaktan daha faziletli olduğuna
delildir. Çünkü süratli bir şekilde okunduğunda ayetlerde ne
anlatıldığını anlamaya çalışmak mümkün olmaz. (Kurtubi, XV, 192).
Kur’an’ı anlamaya çalışmak, ayetleri üzerinde düşünmek her şeyden önce
bizzat Allah’ın emridir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
• (Bu Kur’an), çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki ayetlerini
düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar.’ (38/Sad-29)
Bunlara Ibnu Mesud’un şu sözlerini hatırlatmak istiyoruz: “ Kur’an
hafızının, Kur’an’ın ahkamını bilmesi gerekir. Böylece Allah’ın ne murat
ettiğini ve kendisine neyi emrettiğini anlar; okuduğundan yararlanır ve
onunla amel eder. Kur’an hafızının, Kur’an’ın emir ve ahkamını ezbere
okuyup neyi okuduğunu anlamaması ne çirkindir! Anlamadığıyla nasıl amel
edebilir? Okuduklarından ne kastedildiği kendisine sorulduğunda cevap
verememesi ne çirkindir! Böyle biri, kitap yüklenmiş merkepten
farksızdır. (Kurtubi, Mukaddime, I.21)
Imam Kurtubi bu ayeti tefsir ederken şöyle demektedir: ‘ Bu ayet,
Kur’an’ın anlamını anla-maya çalışmanın farz olduğu-na, yine Kur’an’ı
tane tane okumanın, süratli bir şekilde okumaktan daha faziletli
olduğuna delildir. Çünkü süratli bir şekilde okunduğunda ayetlerde ne
anlatıldığını anlamaya çalışmak mümkün olmaz. (Kurtubi, XV, 192). Yüce
Allah sadece inananları değil, inanma-yanları da Kur’an’ı anlayıp
ayetle-rini düşünmeye davet ediyor. Bunun, hidayete kavuşmanın bir yolu
olduğunu belirtiyor:
• Hala Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi ?’ (4/Nisa; 82)
• Onlar Kur’an’ı düşün-müyorlar mı ? Yoksa kalpleri kilitli mi?’
(47/Muhammed; 24)
Kur’an’ı anlamayı, üzerinde düşünmeyi, kıssalarından ibret al-mayı
emreden daha pek çok ayet vardır.
Kur’an’ı kutsallaştırıyorum iddiasıyla inananlarla Kur’an arasında perde
çekmeye çalışan ve Kur’an’ı anlamaya çalışanları neredeyse din dışı ilan
edecek kadar ileri gidenler acaba müslümanları müşrikler kadar yetenekli
saymıyorlar mı ki Yüce Allah, müşrikleri Kur’an’ı anlamaya ve üzerinde
düşünmeye davet ettiği halde, müslümanların Kur’an’ı anlamaya
çalışmalarını haddi aşmak olarak görüyor, onların buna ehil
olmadıklarını ileri sürüyorlar.
Halbuki Kur’an anlaşılması kolay bir kitaptır:
• Andolsun biz Kur’an’ı öğüt almak için kolay-laştırdık. Düşünüp öğüt
alan yok mudur? (54/ Ka-mer; 17)
• Bu kitabı da sana, her şey için açıklama, bir hi-dayet ve rahmet
kaynağı ve müslümanlar için de bir müjdeleyici olarak indirdik.(16/Nahl;
89)
Günümüzde Kur’an’ı anlama çabasından çok hiç manasını bilmeden ezberleme
gayretinin yaygınlaşması ne gariptir. Kur’an’ın ezberlenmesi,
anlaşılması; bir olay vukuunda olaya Kur’an gözlüğüyle bakabilmek ve o
olayı ilgilendiren ayetleri hafızada canlandırarak pratik çözümü
bulabilmek için olmalıdır. Ama ne yazık ki hafızlarımızın yüzde
doksando-kuzbuçuğu Arapça’yı bilme-mekte, hatta pek çoğu ezberlediği
Kur’an’ın Türkçe bir tefsirini, hatta mealini okuma ihtiyacı dahi
duymamaktadır. Bunlara Ibnu Mesud’un şu sözlerini hatırlatmak istiyoruz:
‘ Kur’an hafızının, Kur’an’ın ahka-mını bilmesi gerekir. Böylece
Allah’ın ne murat ettiğini ve kendisine neyi emrettiğini anlar;
okuduğundan yararlanır ve onunla amel eder. Kur’an hafızının, Kur’an’ın
emir ve ahkamını ezbere okuyup neyi okuduğunu anlamaması ne çirkindir!
Anlamadığıyla nasıl amel edebilir? Okuduklarından ne kastedildiği
kendisine sorulduğunda cevap verememesi ne çirkindir! Böyle biri, kitap
yüklenmiş merkepten farksızdır.’ (Kurtubi, Mukaddime,I.21)
Kur’an okumaktan maksat, sözcüklerini papağan gibi tekrar etmek,
harflerin mahreçleri üzerinde durmak, nağme ve ahenkle okumaktan önce
onu anlamak ve gereğince amel etmek olmalıdır.
Nakledilir ki, Basra Valisi Ebu Musa el Eş’ari, Halife Hz. Ömer’e,
Basra’da bir çok kişinin Kur’an’ı ezberle-diğini ve Beytu’l Mal’dan
bunlara yardım edilmesini ister. Ertesi yıl Ebu Musa, Kur’an’ı
ezberleyenlerin kat kat çoğaldığını ve bunlara da yardım yapılmasını
isteyince Hz. Ömer şu karşılığı verir: ‘ Onları kendi halleriyle başbaşa
bırak. Korkarım ki insanlar, Kur’an’ı ezberlemekle uğraşır, fakat onu
anlama işini terkederler.’ (Kettani,et-Teratibu’l Idariyye, II.280)
MEÂL ve tefsirler BÜYÜK ÖLÇÜDE okuyucunun Kur’an’ı anlamasına yardımcı
olacaktır. Yeter ki buna ihtiyaç duyulsun ve samimiyetle çaba harcansın.
“Andolsun biz Kur’an’ı düşünmek için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp
düşünen var mı?” Kamer/17.
Sahabenin bazısından yapılan rivayetlerde onlar Kur’an’ı onar onar ayet
şeklinde okuyorlardı; on ayeti okuyup manasını anlamadıkça ve onlarla
amel etmedikçe diğer on ayete geçmezlerdi.(Kurtubi, I.39-40) Hatta Hz.
Ömer’in Bakara suresini on iki yılda bitirdiği rivayet
edilmektedir.(Kettani, a.g.e., II.280)
Bu anlattıklarımızla Kur’an’ı anlamak için hiç bir çabanın harcanmasına
gerek olmadığını söylemek istemiyoruz. Elbette bunun da bir bedeli
vardır. Ayrıca okunan ne olursa olsun insanların anlama kabiliyetleri
farklıdır. Ancak her fert, kendi kabiliyet ve imkanları nisbetince
Kur’an’dan kendisine rehberlik edecek, ona doğru yolu gösterecek bir
şeyler anlar. Anlamadığını, kendisinden daha iyi bilen birine sorar.
Ayrıca halkımızın Arapça bilmediği hatta dini eğitim veren kurumlardan
mezun olanların çoğunluğunun Kur’an’ı anlayacak seviyede Arapça
bilmedikleri bir vakıadır. Ancak Kur’an’ın bir çok Türkçe meali, gerek
telif ve gerek tercüme bir çok tefsiri yayınlanmıştır. Meâl ve
tefsirler, BÜYÜK ÖLÇÜDE okuyucunun Kur’an’ı anlamasına yardımcı
olacaktır. Yeter ki buna ihtiyaç duyulsun ve samimiyetle çaba harcansın.
.
|