|
Nesh, lugatta izale etmek, gidermek, yok etmek, değiştirmek, tebdil,
tahvil ve nakletmek anlamlarına gelmektedir.
İstilahi anlamı ise; önce gelen bir nassın hükmünü daha sonra gelen bir
nassın kaldırmasıdır.
Bu konu ilk asırlardan itibaren tartışılmış ve şu üç konu üzerinde
yoğunlaşılmıştır:
1.Prensip olarak neshin keyfiyeti aklen caiz midir?
2.Pratik olarak vaki olmuş mudur?
3.Kur'an’da nesh var mıdır?
Birinci soruyu ittifakla kabul ederek aklen caiz olduğunda birleşilirken
ikinci soruya da kısmen olumlu yaklaşmışlardır. Ancak bunun geçmiş
şeriatlarla ilgili olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır.
Bizzat Kur'an'ın kendi içinde nesh olduğu konusunda ihtilafa
düşmüşlerdir. Bir kısım alimler neshi aklen caiz görmekle beraber, bunun
Kur'an'dan önce gelen semavi kitaplar ile Kur'an arasında olduğunu
savunarak; Kur'an'ın kendi içindeki nesh olayını kabul etmemişlerdir.
Bunların başında Mu'tezili alimlerinden Ebu Müslim Muhammed b. Bahr
El-İsfahani (ölümü M.934 tür) gelmektedir. Bu zatin "Camiu't Te'vil li
Muhkemi't Tenzil" adlı eseri bu konuyu anlatmaktadır.
Mısır'ın tanınmış tabiplerinden olan Dr. Muhammed Tevfik Sıdki de "ed
Din fi Nazari'l Akli's Sahih" adlı eserinde Kur'an'ın kendi içinde
neshin olmadığını anlatmaya çalışmıştır. Türkiye de Ömer Rıza Doğrul da
bu tezi müdafaa edenlerdendir. Kur'an'da neshi reddedenlerin görüşlerini
şöyle özetlemek mümkündür.
1. Nesh aklen mümkün olmakla beraber Kur'an da bil fiil vaki olmamıştır.
2. Nesh akideyle ilgili olmayıp tefsir ilminde bir mezheptir. Akaide
ilişkin olsaydı inkar edilemezdi.
3. Mensuh ayetlerden maksat, Tevrat ve İncil'deki yani eski
şeriatlardaki hükümlerdir.( 2/106)
4. Kur'an'da şu ayet bu ayeti nesh etti diye bir açık ifade yoktur.
5. Neshi kabul edenlerin Kur'an'ın nesh eden ayeti dedikleri ayetlerden
bir kısmı, Mensuh dedikleri ayetlerden önce gelmiştir. 2/240 ve 224.
ayetlerde olduğu gibi.
6. Hz. Muhammed (a.s) dan: "şu ayet bu ayeti neshetti" diye kesin bir
söz sadır olmamıştır.
7. Neshi savunanlar arasında, Nasih ve Mensuh ayetlerin sayıları
hakkında kesin bir ittifak söz konusu değildir.
8. Ahad haberlerle Kur'an'ın ayetleri ispat olunamadığı gibi inkar da
edilemez.
Neshi savunanlar, Kur'an'ın geçmiş şeriatları neshine ilaveten, yeni
kurulmaya başlayan İslam nizamının inkişaf ve tekamülü için nesh olayını
tabii bir şey olarak görmüşlerdir.
Nesh'in hedefi hüküm olduğundan hükümlerin zaman, mekan ve şartlara göre
değişebileceğini savunmuşlardır.
Neshi savunanlardan bir kısmı Kur'an'ı, ancak Kur'an ayetlerinin nesh
edebileceğini, mütevatir sünnetin bile Kur'an ayetinin hükmünü
değiştiremeyeceğini söylerken (İmam Şafii gibi); Necm suresinin 53-55.
ayetlerine dayanarak hadislerin de vahiy sayılabileceğini ve Kur'an'a
girmeyen Kudsi Hadislerin de Kur'an'ı nesh edebileceğini söyleyenler
olagelmiştir.
Biz burada Kur'an'ın bir grup ayetlerini hatırlayarak söze girmek
istiyoruz:
"(Ey Muhammed!) Kur'an'ı önce gelen kitabı tasdik ederek ve ona şahit
olarak sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet. Gerçek
olan sana geldiğine göre, onların hevalarına uyma. Her biriniz için bir
ŞERİAT ve bir yöntem verdik. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet
yapardı. Fakat bu verdikleri ile sizi denemesi içindir. O halde
iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O ayrılığa düştüğünüz
şeyleri size bildirir.
O halde Allah'ın sana indirdiği kitap ile aralarında hükmet. Allah'ın
sana indirdiği Kur'an'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın,
hevalarına uyma. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları
yüzünden onları helak etmek istiyor.
İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar. Cahiliye devri hükmünü mü
istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah'tan daha iyi hüküm veren
kim vardır?" (5/48-50)
Bu ayetleri dikkatlice okuduğumuzda şu noktalara vurgu yapıldığını
görüyoruz: "sana gelen gerçekle aralarında hükmet, onların hevalarına
uyma, her biriniz için bir şeriat verdik, amaç sizi verdikleri-miz ile
denemektir. Sana indirilen ile hükmet, onun bir kısmından seni
vazgeçirmelerinden sakın. Onların hevalarına uyma. İnsanların çoğu
fasıktır. Onlar cahiliye hükmünü mü istiyorlar. Allah'tan daha güzel
hüküm veren kimdir?" gibi bu gün de insanların en çok takıldıkları
noktaları yeniden belirterek işin olmazsa olmazlarını bildiriyor.
Bu nedenle hüküm koyanların en hayırlısı olarak hükmünü koymuş, elçileri
aracılığı ile de bu hükme tabii olmaya tüm insanlığı çağırmıştır.
Zamanın hakimi ve tüm çağlara hükmeden Allah, zamanı ve zamana nasıl
hükmedileceğini elbette en iyi bilendir. Bir ümmetin hayatında koyduğu
yasaların kısa zamanda değişmeye ihtiyaç duyulacak hale geldiğini
düşünmek mümkün değildir.
İslam'ın tebliğ döneminden itibaren peygamberin varlığında geçirdiği
süre yirmi üç yıldır. Bunun hükümranlık dönemi ise on yıl. Bu on yıllık
süre de konulan bir hükmün olaylara intibaksızlığını düşünmek mümkün
değildir. Çünkü Kur'an ile konulan hükümler genel geçer hükümlerdir.
İnsanın fıtratına ve eşyanın değişmeyen özelliklerine göre konulmuştur.
Bu özellikler her zaman ve mekanda aynı özelliğini koruduğundan onları
ilgilendiren hükümlerin de değişmezliği söz konusudur.
Araçların değişmesi hükmün değişmesini gerektirmez. Araçlar bir amaç
içindir. Amaç değişmediği sürece hüküm de değişmez. Mesela 5/47'de bunun
gerekçesini açıklıyor: "Size verdiklerimiz sizi denemek içindir."
Kulluğun gereği olarak verilenlere uymak ve uymamak bizim için kazanmak
veya kaybetmek olacaktır. Bu kulun kendi kapasitesine uygun olarak
imtihanı içindir. İbadetinden fayda isyanından zarar görecek de yine
kendisidir. Amaç deneme olunca bu mal ile olur, can ile olur, evlatla
olur… Takdir Allah'ındır.
İslam'ın hayata geçirilişinde uygulanan tedricilik uygulamada bir
yöntemdir. Herhangi bir coğ-rafyadaki İslam'ı yeni tanıyan bir topluma
uygulanırken aynı yöntemle hareket edilir. Her toplumun "mekkesi" olduğu
gibi her insanın da "mekkesi" vardır. Kimse dün bugünkü gibi değildir.
Bu nedenle Kur'an'ın hiçbir ayetinin hükmü nesh olunmamıştır. Yeri ve
zamanı gelip, aynı şartlar tahakkuk ettiğinde bu ayetlerin ışığına
ihtiyaç olacaktır. İslam kıyamete kadar insanlığın tek kurtuluş yoludur.
Sahiplenenlerini kurtarırken aynı yöntemi yeniden devreye sokacaktır.
Fitneden eser kalmayıp din tamamen Allah'ın oluncaya kadar bu böyle
devam edecektir.
|