|
||||
|
||||
|
|

Gençlere Tavsiyeler
|
İktibas
Dergisi, Ercümend Özkan |
|||
|
Bu yazımızda
kız-erkek bütün gençlerimize, özellikle de Müslümanım
diyen, hele hele asıl İslam Kur'ân İslâmı
üzerinde olduğunu söyleyen veya böyle olmayı isteyen gençlerimize
aşağıdaki tavsiyeleri yapmakta yarar gördük. Şayet
söylediklerimiz eğri ise kaale alınmaya, İslâmî doğrular
ise alına ve gereğince amel oluna... Biz, bunları
yazarken, vaktiyle kendimiz de gençken bu halleri yaşadığımızdan,
istiyoruz ki bizim yaptığımız hataları, yanlışları
gençlerimiz yapmasınlar. Ve istiyoruz ki bizim vardığımız
doğru sonuçları onlar, bizim kadar çok vakit harcayarak ve
çok yanlışlar yaparak öğrenmesinler, daha çabuk olarak
ve daha çok doğruyu daha kısa zamanda
nefislerindekilerle değiştirsinler. Zira bizim önümüzde yaşayan
örneklerimiz yoktu ve bu doğrulara çok zaman emek harcayarak ulaştık.
Lakin onların önlerinde hiç değilse bazı örnekler
bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki İslâm olacaklar,
mü'min olmayı isteyeceklerin önünde Allah'ın gösterdiği
bir "güzel örnek (usvet'ül-Hasene)" vardır. O
da Allah'ın elçisi Muhammed Resulullahtır(a.s.). Kur'an'ı
ahlâk edinerek şahsiyetini bulan Resulullah bizlere de bunu
önermiştir. Allah'ın Kitabı nasıl Resulullah'ın
onu ahlâk edinmesiyle rızaullahı kazanacak bir hüviyet
sahibi olmuşsa, bizler için de bu yol önerilmiş ve açık
bulunmaktadır. Her ne kadar asırlardır bu yolun
sisten görünmez oluşu bizleri şaşkınlığa
uğratmış ve bu yolda şaşırmamıza
neden olmuşsa da.. Elhamdülillah şimdilerde bu sis dağılmakta
ve yol görünmektedir. Bu sisi tümüyle ortadan kaldıracak yegane
şey Kur'ân rüzgârını estirmektir. Her birimiz şahıslarımızda
ve giderek toplum üzerinde Kur'an rüzgârını ne kadar
estirirsek, o nispette yolumuz aydınlanacak, net olarak önümüzde
belirecektir.. Bu rüzgâr esmeye başlamıştır. Ama süratinin
daha da artması gerekmektedir. Zira hafif esintilerle tümüyle dağılacak
kadar değildir Biz, bu cümleden
olarak aşağıdaki hususları öncelikle Kur'ân'ın
bizlere şiârı, sonra da bu Kitab'ı ahlâk edinen kişinin(Resulullah'ın)
hayatına geçirdiği esaslar olarak görmekte ve bu sebeple önemsemekteyiz.
Sizlerin istemesi ve Allah'ın inşa' etmesiyle bunlara riayet
edilmesi sonucu nefislerimizde bulunan ve değişmesi
gerekenleri yerlerine konması gerekenlerle değiştirecek
ve sonucunda Rabbimiz Allah'ın "HALİMİZİ"
değiştirmesini ummaya hak kazanacağız. Hep birlikte
bunu yapmaya çalışalım. Çok olumlu sonuçların
bizi beklediğini göreceksiniz. Sonuç olarak önce kişiliklerimizin
İslâmî niteliğindeki gelişmeler kendimize güven
verecek, bizdeki değişiklikler çevremiz için örnek teşkil
edecek ve bunu yapanların çoğalması sonucu toplumda İSLAMÎ
NİTELİKLİ KAMUOYU gelişip, yoğunluğu
artacak ve diğer insanların nazarlarının İslâm
üzerine çevrilmesine vesile olacaktır. İnsanların çoğunun
bakışlarını çevirdikleri şeyi merak edip
anlamaya çalışmaları da onları İslâmî
anlamaya sevkedecek ve İslâmla ilgilenen, onu anlamaya çalışanların
çoğalması sonucu, gerçek anlamıyla anlayanların ve
yaşamına geçirenlerin de çoğaldığını
ve gittikçe arttığını bizzat göreceksiniz. YAPMAMIZ VE
KAÇMAMIZ GEREKEN ŞEYLER 1. Tevhid
akidesini gereği gibi anlayınız ve ona toz kondurmayınız.
Şirk veya küfür niteliği taşıyan şeylerden
onu titizlikle koruyunuz. Bunun için Kur'ân'dan başka bir şeyi
ölçü almayınız. Zira Allah bu konuda kendisine ortak tanımaz.
Nitekim Resulullah da bu konuda aynen böyle yapmış, akidesini
yalnızca Kur'ân'dan almıştı. 2. Dürüst
olunuz. Doğru sözlü ve doğru özlü bulununuz. İyi
niyetle bile yalan söylemeyiniz. Yalan insanın kişiliğini
mahveder ve kendine güvenini yitirmesine sebep olur. Kendine güvenmeyenin
de başkalarına güven vermesi mümkün değildir. 3. Tevhid
akidesi amel bakımı ile gelişir ve meyveler verebilir. Bu
sebeble mutlaka namazlarınızı kılınız. Günde
beş vakit namazın vazgeçilmez şekilde farzlarını
mutlaka eda ediniz. 4. Ramazan
orucunu tutunuz. Geçiminizin üstünde bir paraya malik iseniz zekâtınızı
veriniz. Yine mâlî ve sıhhî imkân bulduğunuz ilk mevsimde
haccediniz. 5. İslâm
üzerinde konuşmalarınızın vakti geceleri saat
23.00'ü geçmesin. Ancak çok çok gerekli ise bu sınırı
aşın. Ama unutmayın ki Allah geceleri istirahat, gündüzleri
de çalışma için yarattığını
belirtmektedir. Bu sebeple geceleri istirahat ediniz ki sabaha dinç ve
zinde olarak kalkabilesiniz. Gece uykusunun eksikliği zaman içinde
insanı yıpratır, düzenli bir hayat kurmasını
engeller. Sabah namazını geçirmenin hiçbir meşru'
mazereti olamaz. Geceleri vaktinde yatın ki sabah namazına
kalkabilesiniz. Geceleri geç yatıp, sabah namazına kalkmamanın
sıkıntısını yaşamayınız. Bundan
önemle kaçınınız. 6. Öncelikle
Kur'ân olmak üzere size kalıcı şeyler verebilecek
nitelikte kitaplar okuyunuz. Basını takip ediniz, imkanlarınız
ölçüsünde. TV'de ve radyoda haberleri yerli-yabancı
kaynaklardan olduğuna bakmadan takip ediniz. Zira Müslüman cihanşümul
bir dünya görüşü taşıyan insan demektir. Bu sebeple
de cihanda olup bitenlere kayıtsız kalamaz. 7. Memleket
idaresi ile ilgileniniz. Neyin, ne olduğuna, nasıl yürütüldüğüne
dikkatle bakınız, anlamaya çalışınız.
Uygulanan politikaları dikkatle takip edip, anlayınız.
İsabet veya isabetsizliklerini gözlemleyiniz. Aynı konularda
bir Müslüman olarak düşünce ve tavırların neler
olabileceğini düşününüz. Aranızda konuşunuz,
tartışınız. Ama yeteri kadar yapınız bunu.
Böylece devlet yönetiminin ne demek olduğuyla ilgili fikriniz
bulunsun ve gelişsin. Ki devlete talip olanlar olarak kendinizi hazırlamış
olasınız. 8. Her biriniz
özellikle bugün en az birer yeteneğinizi geliştiriniz. Hattâ
gücü yetenler birden fazla yeteneklerini geliştirsinler. Çevresinde
olup bitenlerden, eşyanın tabiatından haberdar olsunlar
ve boş kovanlar gibi olmasınlar. İleride bize(İslâma)
hepimiz yeteneklerimizle, geliştirdiğimiz özelliklerimizle lâzım
olacağız. Ümmetin umurunu (halkın işlerini) yürütmeyi
ve yönetmeyi üstleneceğiz. Buna hazırlayınız
kendinizi, yumurta kapıya gelince geç olur, unutmayın. 9. İnsanlarla
gerek yüz yüze, gerek telefonla sıcak bir tavır ve yumuşak
bir sesle konuşunuz. Net, az ve anlaşılır şekilde
konuşunuz. Bunun için kafanızdakileri gözden geçiriniz. 10. Muhatabınızı
dikkatle dinleyiniz. Ne demek istediğini yanlış da olsa
anlayınız. Sonra söylemek istediklerinizi yine net olarak söyleyiniz.
Bunu yapabilmek için de benimsediğinizi söylediğiniz şeyi
iyi bilmeniz gerektiğini unutmayınız. Yalnızca iyi
ve doğru olarak bildiklerinizi söyleyiniz. Bilmediğinizi söylemek
de sizin için bir zaaf değil, meziyettir, unutmayınız.
Ancak bilmediklerinizi en kısa zamanda doğrularıyla öğrenip,
uygulayınız ve söyleyeceklerinize ilâve ediniz. 11. Unutmayınız
ki "Her bilenden fazla bilen" bulunmaktadır.
Bilmediklerinizi öğrenmek için araştırınız.
Başkalarına sorunuz. Değişik görüşler arasından
muhakeme yaparak en doğrusuna sahip olmaya çalışınız.
Bunun yolu MEŞVERET'tir ki, Türkçede buna biz DANIŞMA
diyoruz. Danışınız insanlara ki öğrenebilesiniz
başka bilenlerin de neler bildiklerini.. Katınız aklınıza
başka akıllıların da akıllarının ürünlerini
ve zenginleştiriniz akıllarınızı.. Ancak Müslüman
da olsa kimsenin sözlerini mutlak doğrular olarak kabul etmeyip,
ancak Kur'ân'la karşılaştırarak doğruluklarından
emin olduktan sonra bunları kabulleniniz. Unutmayınız ki
bir konuda doğruyu söyleyen bir başka konuda yanılabilir
siz de yanılmayınız. Hiç hata yapmayan yalnızca
Allah'tır. 12. Yanlışlardan
müstağni olan yalnızca Allah'tır. Yanlış
yapmaktan korkmayınız. Geçmişte yaptığınız
yanlışları büyüterek yeni yanlışlara düşmeyiniz.
Bunun yerine doğruya ulaştığınız için
şükrediniz. Sapabilir korkusuyla aklınızı durdurmayınız
ve geçmişteki yanlışların özgüveninizi yok
etmesine imkân bırakmayınız. 13. Doğruları
yalnız ben biliyorum ve benim bildiklerim mutlak doğrulardır
demenin yalnızca AlIah'a mahsus olduğunu hiç aklınızdan
çıkarmayınız. Ama Allah'ın birliği ve doğruları
yılmaz bir azimle öğrenmekten ve hayatınıza geçirmekten
geri durmayınız. İnsanların kimliklerine değil,
söylediklerinin ne olduğuna bakınız. Söylenen doğruları
alınız, işittiğiniz kim olursa olsun. Önemli olan
budur ve size lazım olan öncelikle doğrulardır, bunları
söyleyenler değil. Doğruları hemen kayıp eşyanız
gibi sahipleniniz. Yitiğinize sahiplenebilmenin yolu ise yitiğinizi(bilmediğiniz
doğruları) gereğince tanımaktır. Tanımıyorsanız
sahip çıkmanız mümkün olmaz yitiğinize.. 14. Bütün
bunları yaparken yalnızca Allah için yapınız. Zira
Allah için yapılan şeyler ecir getiricidir. Unutmayınız. 15. 'İnsanların
levmi(çekiştirmesi)'nden korkmayınız. Korkulmaya Allah
daha layıktır. Bu sebeple fıtri olan korkunuzu Allah'tan
korkarak karşılayınız. Göreceksiniz ne polisten, ne
çevrenizden, ne de kamuoyundan korkmanıza gerek kalmayacaktır.
Zira korkuların en gereklisi ve insana haysiyet kazandıranı
Allah Korkusu(Takva)dır. Sair korkular ise insan kişiliğini
küçültücüdür. Küçültücü değil, yüceltici korkudan
korkunuz. Hem doyum sağlayacaksınız hem de kimliğiniz
gelişip oluşacaktır. 16. İnsanlarla
ilişkilerinizde karşınızdakini sayınız ki
onların da sizi saymasına yol açasınız. İnsanları,
insan yerine koyunuz ki, Allah yarattığı her insanı
insan olarak yaratmıştır ve insan saymıştır.
Sizler de Müslümanlar olarak Allah'ın insan saydıklarına
insan değeri veriniz. Bu, onlardaki yanlışlara değer
vermek demek değildir. Yanlışlarını söylemeniz
onları insan saymamak demek değildir, unutmayınız. Küçük
olun büyük olun yalnızca doğrulara sahip çıkmaya bakın. 17. Terbiyeli
olunuz. Oturmanızdan konuşmanıza kadar her hususta İslâm'ın
terbiye ettiği biri olduğumuz görülüp, anlaşılsın.
Bu hayatî bir ihtiyaçtır, İslâm açısından.
Terbiyeli olmak miskin olmak, kim ne derse kabul etmek ve başüstü
etmek demek değildir. Sakin sakin konuşmak ve bildiğiniz
doğruları muhatabınıza nazik ve kendine güvenen bir
tavırla söylemeniz terbiyesizlik değildir, İslâm
terbiyesinin gereğidir. 18. İslâm’ı
bildiğiniz ve yaşamınıza geçirdiğiniz oranda
İslâm hakkında konuşunuz. Bu halinizle ancak, güzel bir
örnek olabilirsiniz. Sınırlarınızı biliniz.
Sizden daha önde bulunanların önüne haksız olarak geçmeye
çalışmayınız. Ve işi erbabına havale
etmeyi meziyet biliniz. Size sorulan herhangi bir konuda eğer
tatmin edici bir cevap veremeyecekseniz, 'bu konuyu filana sorsanız
daha isabetli cevap alabilirsiniz' diyebilmeniz sizi küçültmez, büyültür,
unutmayınız. Sizin için de daha hayırlı olur. 19. Genç yaşta
bulunmanız, önemli mes'elelerle ilgilenmenize engel değildir.
Ne var ki gençliğin en büyük mahzuru heyecanlılıktır.
Heyecanınıza kapılmayınız, kendinizi yeniniz, ağır
olunuz, düşününüz ve öyle konuşunuz. 'Bilmiyorum' demenin
de bir ilim olduğunu hatırınızdan çıkarmayınız.
Bütün hareketlerinizin bir düşünme temeli olsun. 20. Hemen
konferans vermeye, panellerde fikir açıklamaya ve özellikle de
dergi çıkarmaya kalkışmayınız. Kabınızı
doldurunuz önce. Öğrendiklerinizi çoğaltınız. Sağlamasını
yapınız. Günün biri gelecek size de iş düşecektir.
Zira sizlerden öncekiler dünyaya kazık çakmayacak, bir gün göçüp
gideceklerdir. İşte bunların yollarını daha da
güçlü olarak siz yürüyeceksiniz. Sabırlı olunuz. Daha doğrudürüst
okumayı öğrenmeden yazmaya kalkmayınız. Yazsanız
bile sakın yayınlamayınız. Bu sizler için gelişmenizi
önleyen bir felaket olmaktadır. Yazılarınızı
bastırmanız ve yayınlamanız halinde yazdıklarınızdaki
yanlışlarınızla kendinizi sonraları bağlı
hissedecek, onları savunma gereği duyacak ve kendinizi
yenilemek ve düzeltmek yolunda bir engelle daha karşılaşmış
olacaksınız. Hele bir-iki kişinin övgüsünü almışsanız
felâket doruğa çıkmakta ve büsbütün 9'a çıkmışın,
8'e indirilemez hâlini yaşıyorsunuz. Buna fırsat
vermeyiniz. Yazınız ama, elinizde tutup, en az altı ay
sonra yazdığınızı okuyunuz. Fikirlerinizin ne
kadar değiştiğini, seviyenizin bu süreyi değerlendirmişseniz
ne kadar yükseldiğini görecek, eski yazılarınız için
'iyi ki yayınlatmamışım' diyeceksiniz. Dergi çıkarmayı
bir heves olarak almayınız. Bir birikiminiz varsa bunun yayınlanması
için bir vasıta olarak görünüz dergiyi. Bir dergiyi sonuna
kadar götürecek düzeyde değilseniz yazdığınız
yazıları fikirlerinize en yakın gördüğünüz bir
dergiye gönderiniz, o yayınlasın. Birkaç sayı dergi çıkarıp
sonra kapatmak zorunda kalmanın kendiniz için ümit kırıcı
sonuçları olacağı gibi, derginizden haberi olanlar için
de ümitsizlik kaynağı olacağını unutmayınız.
Böylesi kötü sonuçlu işlere girişmeyiniz. 21. Dergi çıkarmak
tabiidir ki kimsenin tekelinde değildir. Ama unutmayınız
ki bir dergi, bir düşünce bütününü yayma vasıtasıdır.
Sizde, bütün henüz oluşmamışsa veya oluşsa bile
sizin yaptığınızı veya yapmak istediğinizi
yapanlar var ise ürünlerinizi, onlarınkine katınız ki
aynı ses daha güçlü çıksın ve süreklilik
kazanabilsin. Yüzlerce dergiyi okuyacak kadar ne kimsenin vakti olur.
ne de parası. Yüzlerce derginin varlığı yüzlerce
fikrin, görüşün varlığı demek de değildir. Müştereklerinizi
paranteze almayı unutmayınız. Kısa, özlü ve sürekli
olan mesajlar muhataplarına ulaşırlar. Küçük küçük
çayların denize ulaşma şansları yoktur, unutmayınız.
Birleşip ırmak olmak gerektiğini söylemeye gerek var mıdır
amaç denize ulaşmak ise? 22. Sakın
burnunuz yukarıda olmasın. Çabuk kırılır ve
ayrıca burnunuzun ucunu bile göremezsiniz. Kibir ile vakârı
birbirinden ayırdetmekte güçlük çekmeyiniz. Aradaki çok önemli
farkı, fark ediniz. Müslüman’a yaraşan vakârlı (onurlu)
olmaktır, kibirli olmak değil. Benlik davası gütmeyiniz.(İslam
olana sahip çıkmaktır önemli olan, İslâmî olanı
söyleyen ikinci plandadır, unutmayınız). Kendinizi bu açıdan
çok gözden geçiriniz. Söylenenlere Allah için kulak veriniz. Her söyleyen
size, çekemediğinden söylüyor sanmayınız. Bunu unutmayınız. 23. Okulunuzu,
fakültenizi bitiriniz. Bir meslek, bir iş öğreniniz. Okul
bitirmek amaç değilse de gerekli bir araçtır. Ve ileride
istediğimiz devletin de iş bilenlere ihtiyacı olacağını
düşünerek yapınız bunu. Size ihtiyaç duyulacağını
hiç unutmayınız. Zira hep birlikte kucaklayarak bir yerlere götüreceğiz
bu toplumu. Herkesin payı bulunacaktır bunu unutmayınız. 24. Bir iş
sahibi olunuz. Çalışınız ve kimseye el açmayınız.
Veren el'in, alan el'den üstün bulunduğunu hiç unutmayınız.
Kendini geçindirmeyenin başkasını geçindirmesi, kendi
yakasını bir arada tutamayanın bir toplumun yakasını
bir araya getirmeye istekli olması garipsenir, güven telkin etmez
ve böylelerine iktidarı teslim etmeyi düşünmezler. Her işiniz
düzgün ve yerli yerinde olmalıdır, dikkat ediniz. 25. Ev-bark
olmayı ihmal etmeyiniz. Bekâr kalmayı ve bekâr yaşamayı
düşünmeyiniz. Zira Peygamberimiz de davamızın önderi
olduğu halde evlenmiş, çoluk-çocuk sahibi olmuştur.
İnsanın fıtratına uygun yaşaması ve
huzurlu olmasında ve başkalarıyla hayatını
birleştirebilmesinde evliliğin her yönden(yalnız cinsel
yönden değil) büyük payı vardır, unutmayınız.
Bekârlık, peygamberin sünneti değildir. Bir ev olmayan,
bir evi geçindiremeyen bir evin işlerini yürütemeyenin bir
milletin işlerini çekip çevirmesi beklenemez. Kimse güvenmez böylelerine
ve işlerini teslim etmez. Güvenilir olmaya bakınız her
halinizle. 27. Kız-erkek
bütün gençlerimize anne-babalarının sözlerini, tevhide aykırı
olmadıkça dinlemelerini, uymalarını öncelikle tavsiye
ederiz. Anne-babayı razı etmenin Allah'ı da razı
eden işlerin başlarında geldiğini hiç unutmayınız.
Evin temizliğinden, yemeğin pişirilmesine, çamaşırın
yıkanmasından dikiş işlerine kadar bütün işlerinde
annesine ve babasına yardımcı olan bütün kız-erkek
Müslümanların Allah'ı da razı edeceklerine kesinlikle
inanıyoruz. Saygınızı koruyunuz ve geliştiriniz
büyüklerinize karşı. İslâm ile terbiye olanların
hususiyetlerinin başında gelir bunlar. 28. İslâm’ın
korumayı farz kıldığı değerleri korumaya
çalışınız. İnsanların mallarını-canlarını,
ırzlarını, dinlerini korumak amacına yönelik kaide
ve kanunlara uyma Tâğut'a uymak demek değildir. Örneğin
araba sürüyorsanız trafik kaidelerine uymanız sevaptır,
günah değil. Uymamanız sizlere sevaba değil, günah
getirir. Zira sonuçta Allah'ın kullarına zarar vermek suçunu
işlemiş olursunuz, ki bu da günahtır. Bilesiniz..
Anne-babanızın deneyimlerinden yararlanınız. 29. Kimsenin
canında, malında, ırzında gözünüz olmasın.
Zira can, mal ve ırz korunmuştur. Bunları en iyi koruyan
da İslâmdır ve elbette Müslümanlardır. Bu can devletin
canı olmuş, milletin canı olmuş fark etmez, korunmalıdır.
Bu mal da hakeza devletin olmuş, milletin olmuş yine fark
etmez esas itibariyle. Sizler bunlara riayet etmekle öncelikle kendi
İslâmî kişiliğinizi korumuş olacaksınız.
Şayet şimdi bu can, bu mal falanın diye el uzatmaya
kalkarsanız -ki Peygamberimiz Mekke'de kimsenin malına da, canına
da el uzatmamıştır- alışırsınız
ve yarın kendi düzenimiz geldiğinde de alışkanlığınızdan
vazgeçemez ve İslâm devlet ve milletinin malını ve canını
koruyamaz olur, bilakis tecavüzkârlardan olursunuz. Ayrıca şimdi
veya İslâm düzeni varken de olsa Müslüman kul hakkına
tecavüzden sakınmak durumundadır, mecburdur buna. Müslüman
kimse kim olursa olsun herkesin canı, malı, ırzı açısından
kendini ondan emîn (güvenilir) hissettiği kimsedir, unutmayınız.
Peygamberimizin de ana sıfatı budur ve Ona bu sıfatı
Kur'ân'ı ahlâk edinmesi tartışılmaz biçimde
kazandırmıştır. Sizler de Kur'ân ile ahlâklanınız
ki, Ona benzeyebilesiniz. 30. Kadın-erkek
ilişkilerinde İslâm’ın sizleri uzak tutmak istediği
türden ilişkilerden uzak durunuz. Peygamberin hayatında hiç
yapmadığı Mut’a nikâhı gibi, insanları ve
toplumu ifsat edici ve kadını ve erkeğiyle toplumu aşağılara
çeken nikâhı yapmayınız. Allah'tan korkunuz. Ona buna
değil peygambere benzemeye çalışınız.
Peygamberin getirmediği fakat geldiğinde hazır bulduğu
halde hiç yapmadığı türden bir nikâhı(Mut’a)
yapmayınız. Nefsinize hoş gelse de Allah'tan korkunuz,
kadın ve erkeğin haysiyetine aykırı olan bu işten
uzak durunuz. Bu tür nikâhı şayet nefsiniz için uygun görecek
olursanız aynı anda sizin kızınızın ve bacınızın
birisi tarafından bir haftalığına karı olarak (geçici
nikâhla (Mut’a) nikahlanma talebine nasıl davranır ve ne düşünürsünüz,
nefsinize sorunuz. Peygamberimiz demiyor mu ki yapmayı düşündüğünüz
işi şuranıza (kalbini göstererek) sorunuz, orası
razı oluyorsa yapınız, razı olmuyorsa yapmayınız
diye.. Evet, açıklıkla söylüyorum, gerek gördüğüm için
söylüyorum. Kalbinize sorunuz kızınızın bir haftalığına
birinin karısı olmasının ne demek olabileceğini
ve yapabilirseniz bundan sonra yapınız, olmaz mı?
Aklı,
Allah düşünsünler için vermiştir insanlara hevalarına
uymaktan geri dursunlar diye. Nefislerin hoşuna gidenler Allah'ın
hoşuna gitmiyor, Hala düşünmeyecek misiniz? 31. Doğruyu
almak isteyene, meyil gösterene tebliğ etmeye çalışmak,
kendini insanların bekçisi ya da vekili gibi görmekten sakınmanızı
dilerim. 32. Güzel ahlâkla
ilgili bütün hususlara, örneğin yaşlılara yumuşak
ve sevecen davranmak, kimsesizleri, yetim ve öksüzleri koruyup
kollamak, fakir, miskin ve zavallılara acımak ve onları rızıklandırmak,
evleri, yurt ve yuvaları ellerinden alınanlara arka çıkmak
yedirip-içirmek, çıplakları giydirmek için kampanyalar açmak,
açılan kampanyalara katılmak ve desteklemek, ferden ferda
yetim ve yaşlıları bulundukları yerde ziyaret etmek,
hatırlarını almak, mümkün olduğunca hediyeler götürmek
ve İslâm kalkışlı nice güzel tavır varsa
onların cümlesini şahsında taşımaya çalışmanızı
öneririm. Allah için, Allah'ın kullarına yakınlık
gösteriniz. Ki kendisini bilmeyen hattâ reddedenlere bile Allah rızık
vermekte ve yaşatmaktadır onları, dikkat ediniz. 33. Namazı
anlayarak, hissederek ve dosdoğru kılmaya gayret ediniz.
Ayetleri eğip bükmemek, gerektiği gibi anlamaya ve siyakınca
amel etmeye çalışınız. Bir konuda bir ayetle ahkâm
kesmeye kalkmayınız. Zira aynı konuda başka ayetleri
de göz önünde bulundurmazsanız kaybedenlerden olursunuz.. 34. Doğruları
kalabalıkların bulunduğu yerlerde değil, Kur'ân'da
arayınız. Kalabalıklar da yanılırlar. Müslüman
da olsalar. Çoğunluk veya kitleler tarafından yüceltilen
ve giderek kutsallık izafe edilen insanlara itibar etmeyiniz. Allah
ile aranıza aracı koymayınız. Ruhban sınıfına
itibar etmeyiniz, Allah'tan başka veliler edinmeyiniz, ki imanınızın
sıhhati sürekli olabilsin. 35. Kendinizi
kontrol ediniz. Demokratik, laik ve her tür sol pisliklerden
temizleyiniz ve temiz tutunuz. kendinizi. Allah önce akidesi
temiz(kirlenmemiş) olanları sevmektedir. Orta yolda yürüyünüz.
İfrat ve tefritten sakınınız. Elbette ki daha
geniş olarak söylemek istediklerimizi Kur'ân'da bulacaksınız.
Ne olur defaatla okuyunuz Kur'ân'ı ve hayatınıza geçiriniz.
Bugün
ve her zaman İslâmın en büyük ihtiyaç duyduğu şey
'güzel örnek'lerdir. Her biriniz birer güzel örnek olmaya bakınız.
Ölüm sizi bu yolda iken bulsun. |
|||
| Başa Dön |
|
|
|
© Sorumlusu Kuranislami.com