|
Namazdan sonra kişinin takvasının en
önemli göstergelerinden birisi gözünü haramdan sakındırmasıdır.
Bu konu bizim toplumda ne kadar önemseniyor bilmiyorum, fakat bu noktada
işi ciddiye almayan, kendini disipline etmeyen bir insanın kalbine her
bakışında birer kara lekenin sürüldüğünü unutulmamalı.
Kalbin her gün yara alması kadar kişiyi takva konusunda zayıf düşürücü
bir hal düşünülemez. Bu durumda yara alan kalbin direniş gücünün de
zayıflayacağını ve diğer (daha önce hassasiyet gösterilen) konularda
(mesela namazı dosdoğru kılma konusunda) da gerileme içine gireceğini
söyleyebiliriz. Çünkü bunların hepsi birbirine bağlıdır.
Ya kılınan namaz kişiyi harama bakmama konusunda yeniden müteyakkız
kılar, ya da tersinden harama bakış kişinin namazı daha bir gafletle
kılmasına yol açar. Bu işleyiş tarzının bilincinde olursak harama
baktığımız takdirde bu günahı önümüzdeki kılacağımız vakit namazında
temizlemenin HAZIRLIĞI içine gireriz ve aynı haramın tekrarlanmaması
için tedbirimizi almış oluruz. Aksi takdirde taviz tavizi getirir, çünkü
nefis bu konuda (harama bakma konusunda) zaten çok zayıftır.
Kendisini bu konuda koruyan kişi maneviyatı açısından SEVİYE kazanır.
Peki nasıl korunabiliriz:
1. Bu günah çeşitinin büyük günahlardan olduğunun idrakinde olarak. Zira
büyük günahın kriteri, Allahın direk ismen bir şeyi yasaklamasıdır. Yani
Allah bir şey için -bunu yapmayın- dediyse onu yapmak büyük günah
cinsinden olur. (Ama mesela -müminler öfkelerini yenerler- ayetinde
olduğu gibi sadece bir teşvik varsa ve sizde öfkeleniyorsanız bu küçük
günah olur. Zira ayette -öfkelenmeyin- diye bir yasaklama sözkonusu
değil, fakat yine de ideal olana bir teşvik sözkonusu. Bu yüzden onu
yapmamak küçük günah oluyor. )
2. Bu günaha böyle bir bakış onu CİDDİYE almayı beraberinde getirir.
Ciddiye alınan şeye karşı insanlar daha bir hazırlıklı ve titiz olurlar.
3. Bunların bilincinde olan bir müminin bu konuda zaaf göstermesinin
sebeplerinden bir tanesi hazırlıksız olmasıdır. Yani siz gezerken bu
tehlikenin bilincinde olarak ve uyanık bir haleti ruhiye içinde
olmazsanız GAFLET üzere yakalanırsınız ve kaçınılmaz olarak günah
işlersiniz. Fakat dışarıya çıkarken veya televizyon izlediğinizde bu
tehlikenin her an karşınıza çıkabileceğini unutmaz ve ona göre gözünüzü
çevirme kararlılığını içinizde hazır tutarsanız gözünüzü çevirmeniz daha
kolay olur.
4. Gözünüze alıştırma yaptırmanız gerekiyor. Gözünüze belirli
görüntülerle karşılaştığında çevirme refleksini kazandırmanız lazım.
Bilardo taşları birbirine değdiğinde nasıl ki hemen yön değiştiriyorlar,
tıpkı bunun gibi haram bir görüntüye gözümüz değdiğinde anında yön
değiştirmeli, yapışıp kalmamalı. Peygamberimiz Hz. Aliye: Birinci bakış
lehine ikinci bakış aleyhine, diyerek nasihatta bulunuyordu.
İrade dışı bakışlardan sorumlu değiliz, fakat bu ilk bakıştan sonra
gözümüzü anında başka yere çevirmiyor veya ikinci sefer bakıyorsak bu
haramdır, günahtır, kalbimizi kirleten bir lekedir. Çünkü buradan
itibaren irademizle bu işi yapıyoruz.
En ufak karşılaşmalarda zaafların sergilenmesi öyle anlarda uyanık
olmayıp da gaflet içinde olmamızdan kaynaklanıyor. Yani siz kendinizi
bazı muhtemel dıurumlara daha henüz o durumla karşılaşmadan önce iç
dünyanızda hazırlarsanız muvaffak olma ihtimaliniz daha yüksek olur.
Bunun yanısıra tabiki önce böyle bir hassasiyete sahip olmanız, bunları
önemsemeniz gerekiyor, işin ciddiyetini ve vehametini idrak etmiş
olmanız bir önşarttır.
Bir tabir vardır: 'Küçük Şey Yoktur'. Hatta bu isimde bir kitapta
yayınlandı. Gerçekten de küçük şey yoktur. Biz bunları küçümsüyoruz.
Küçük zannedilen günahlar birike birike insanın haramlara karşı
hassasiyetini daha da zayıflatıyor. Belirli konularda mesela hiç
hassasiyet kalmıyor artık. O şeyleri artık kanıksıyoruz.
Yine de asıl sorunun sebebi kişinin İslam’ı din olarak seçmiş olmasına
rağmen Allah’la sağlam bir ilişki kuramaması ve buna göre her gün
kendisini muhasebe etmemesidir.
Her gün kendi nefsini sorgulayan bir insanın kazanacağı hassasiyeti bir
düşünün. Her gün kendisine ara hedefler koyup bunlara azimle ulaşmaya
çalışan bir insan için artık bu bahsettiğimiz meseleler çoktan
aşılmıştır. Böyle birisi ruh dünyasında koruyucu mekanizmalarını kurmuş
ve bu mekanizmaların da bakımını düzenli olarak yapmaktadır.
Bu mekanizmaları yerleştirmek için neler yapılmalı ?
1. Kuranı anlayarak okumalıyız. Kuran göğüslerde olana(günahlara,
sıkıntılara vs.) bir şifadır. Şifa özelliğinden yararlanmalıyız Kuranın.
Kuranın bir hayat iksiri olduğunu idrak etmeliyiz. Kuran sadece emir ve
yasaklardan bahsetmiyor...
2. Namazları Kuranın emrettiği şekilde kılmalıyız.
3. Duanın Rabbimizle irtibatımızı güçlendiren bir fonksiyona sahip
olduğunu unutmamalıyız.
4. Allahı (onun yüceliğini, merhametini, sevgisini, azametini,
kudretini, büyüklüğünü, adaletini, azabını vs. her fırsatta, her
vesileyle hatırlamaya(zikr) çalışmalıyız.
5. Ona olan sevgimizi güçlendirmeye çalışmalıyız. Bu da bu sevgi
duygusunu tatmakla oluyor. Sevenin haleti ruhiyesi farklı olur, içindeki
esen rüzgarların boyutu ve gücü farklı olur...
6. İçimizde eğitilmeyi bekleyen bir Nefis taşıdığımızı unutmamalı,
onu(kendimizi) eğitmeyi bir hedef olarak koyup, bu hedefe gidecek olan
ara hedefleri belirledikten sonra Allah rızası için başarılı olma
hırsıyla çabalamalıyız.
Allah, emrettiği her şeyde ve yasakladığı her şeyde duyarlı ve kararlı
olmayı bütün müminlere nasip eylesin. Bu sözlü duanın kabulü için şart
olan fiili dualarımızı yaparken de bizi güçlendirsin. Amin
|