|
Ramazan ayı neyi ifade etmektedir ? Bu
aya gelmeden önce hazırlık yapıyor muyuz ? Nasıl hazırlanabiliriz ?
Nelere dikkat etmemiz gerekiyor ?
Tüm bu sorulara doğru cevaplar verebilmek, her sene karşımıza çıkan bu
fırsattan istifade etmemizi sağlar.
Ramazan toplumun birbirinden kopmuş parcalarını biraraya getirir,
bütünleştirir.
Bütün müminlere cemaat yolunu acar ve onların gurbetlerini izale eder.
Ramazan herkese degisik buudda bir his ve fikir ziyafeti verir ve
herkesi bir kere daha hayata uyarır.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay sabır ayıdır,sabrin mükafati ise cennettir.
Bu ay çok okuma; az yeme; muhasebe; dirilis ve yeniden yapılanma ayıdır.
Onların mallarından sadaka al, bununla onları temizlemiş, arındırmış
olursun. Onlara dua et. Doğrusu senin duan, onlar için bir sükunet ve
huzurdur. Allah işitendir, bilendir... 9/103
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler(islam ugrunda) seyahat
edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten
sakındıranlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar; sen(bütün)müminleri
müjdele... 9/112 Namazı kılın,zekatı
verin.... 2/43 Sevdiginiz şeylerden
infak etmedikçe asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz,
süphesiz Allah onu bilir. 3/93
Ramazan Ayı baltayı bileğleme ayıdır !!!
Bu konuyla ilgili ‚Kendini Tanımak’ adlı yazıdan alıntı yapıyorum:
" Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden
kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine
geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor, ne de öğle yemeği için kendine vakit
ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi
bırakıyormuş. ikinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya
başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan
sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç : İkinci
adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: "Bu nasıl
olabilir? Ben daha cok çalıştım
Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha
fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?". ikinci adam yüzünde tebessümle
yanıt vermiş: "Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada
bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha
çok ağaç kesilir." Baltamızı
bileğleyebilmek için şunları tavsiye etmek mümkün:
Herkes kendisine bu ayda nefsinde gördüğü bir zaafı veya eksikliği
giderme konusunda somut bir hedef koymalı ve bütün Ramazan ayı boyunca
bu hedefe konsantre olup bu mübarek ayın feyzinin yardımıyla bu hedefe
ulaşmaya çabalamalı... Zira bir müminin en dinamik olduğu bu aydan bu
noktada istifade etmesi akıllıca bir hareket olur.
Ramazan ayı Rabbani bir terbiye okulu olduğu için en azından bir
zaafımızdan kurtulmayı kendimize hedef koymalıyız.
Ramazan ayı o kadar hızlı geçiyor ki somut bir hedef olmayınca 'ben
kendi adıma bu aydan ne kazandım, bende ne gibi bir iz bıraktı, beni
Allah'a bir derece daha yaklaştırdı mı ?' diye kendimize sorduğumuzda
olumsuz bir cevap almamız kaçınılmaz olur.
Bu somut hedefler şunlar olabilir:
- Allah'ı daha fazla anmak/zikretmek/düşünmek
- Namazları daha bir huşu içinde kılmak (genel hedef)
- Sabah namazlarını bundan böyle kaçırmamak, bu sorunu çözmek
- Gece namazlarına başlamak
- Sabah namazlarından sonra uyumamak
- Kuran'ı mealinden hatmetmek
- Kuranı düzenli okumak, bir ayda hatim gerekmeyebilir
- Düzenli bir şekilde kitap okuma alışkanlığı kazanmak
- İnsanlara karşı daha güzel ahlaklı olmak
- Planlı yaşamak, boş zamanları dolu dolu geçirmek, zamanı planlama
sorununu çözmek ya da bu konuda bir adım atmak
- Kendine zaman ayırmak, baltayı bileğlemek, kendimizi tanımaya çalışmak
- İnsanlara İslam'ı daha yoğun tebliğ etmek
- Ayet ezberlemek
- Nefsi zaaflarımız üzerinde düşünmek bunları yenmenin yollarını bulmak
ve uygulamak
- Anne babaya daha güzel muamele etmek
- İnsanlara karşı daha sabırlı ve tahammüllü olmak, küçük şeylere
öfkelenmemek
ve ila ahir bu hedeflerden bir iki tanesi seçilip ulaşılmaya
çalışılabilir.
Belirtilen hedeflere ulaşmanın yolu ise, her gün sık sık kendimize
koyduğumuz hedefi bilincimizde yeniden göz önüne getirmekten geçiyor.
'Benim şöyle bir hedefim vardı, şu an o hedefe ne kadar yaklaştım, o
hedefe göre bir haleti
ruhiye içine girebildim mi, yoksa halen üzerimde bir gaflet perdesi mi
var vb.' telkinlerle ruhumuzu bu konuda uyanık kılmalıyız, yoksa
davranışlarımızı yöneten yine eski 'güçler' olabilir...
Oruç bir ruh eğitimi, nefs islâhı, her sene uzun bir süre süren, ciddî
bir tâlim ve terbiye devresi; geceli gündüzlü bir idman çalışmasıdır.
İnsanın en büyük hataları, yanılgıları, yenilgileri, ayıpları,
kusurları, suçları nefisten kaynaklandığı için senede bir ay onu terbiye
için özel bir talime ihtiyaç vardır.
Nefis tembeldir, yatmak uyumak ister; halbuki hayat ciddî bir mücadele,
acımasız bir savaş, devamlı bir uğraştır; uyumamayı, gevşememeyi,
gaflete düşmemeyi, sıkı çalışmayı, ter dökmeyi, cehd etmeyi, cihad
yapmayı gerektirir.
Nefis oburdur, pisboğazdır, açgözlüdür; doyunca, patlayınca,
tıksırıncaya kadar yer, semirir, şişmanlar, şımarır, azar, kudurur;
"rabbenâ hep bana!" der, haram helâl ayırmaz, insaf, adalet, ikram,
sabır, fedakârlık bilmez, başkalarını düşünmek istemez. Fakat toplum
hayatı, tamamen aksinedir; ölçü ister, uyum ister, sabır ister; aşırı
arzulara, hırs ve heveslere, bencilliğe dizgin ister, sınır çizer, karşı
çıkar.
Nefis çok şehvetlidir, yar ister, eş ister, flört ister, aşk ister;
nikâhla yetinmez, zinâya kayar, mahremi varken harama bakar,
Dünyayı mahveden, halkları kahreden nefistir, diktatörleri savaşa
sürükleyen nefistir, hırsıza hırsızlığı yaptıran nefistir, rüşvetçiye
rüşveti aldıran nefistir, zalime mazlumu sömürttüren nefistir, kâfirin
mü'min olmasını engelleyen nefistir, cihanı fesada veren nefistir,
ahireti mahvettiren nefistir, kişiyi Allah'ın kahrına uğratan nefistir,
cehennemde yandıran nefistir.
O halde bu nefsi mutlaka ıslâh etmek lâzım, onu müslüman yapmak şarttır,
kurtuluş için başka yol yoktur.
İnsan Allah’ın en hârika eseridir. Onda zıtlar birleşmiştir. Bedenle
ruh, madde ile mânâ iç içedir. İnsanın mutluluğu bu iki farklı unsurun
dengede tutulmasına bağlıdır. Maddi yönümüz daha somut olduğu için, rûhi
güçlerimizi gölgelemek ve ona baskın çıkmak eğilimindedir. Bu eğilim
sürekli ve etkili olursa insanın ruhunun olgunlaşması engellenmiş olur.
O bakımdan bedenin ruha boyun eğmesi için, bedenin gücünü sınırlı tutmak
ruhunkini artırmak gerekir.
Bu gayeye ulaşmada açlık, susuzluk, cinsel arzuları sınırlama; dilin,
kalbin, zihnin ve öteki organların denetim altına alınmasi en etkili
yoldur. Bu durum tecrübe ile sabittir.
Oruçtan beklenen bu amacın gerçeklesmesi için dikkat edilmesi gereken
seyler vardır:
Mide yemek içmekten korunduğu gibi;
dili de yalandan, kötü sözden, boş laftan uzak tutmalıdır.
Göz harama, yanlış yerlere bakmamalı, kusur aramamalıdır.
Kulak gıybet, dedikodu ve abes şeyler dinlememelidir.
En önemlisi de kalp ve zihin güzel seyler düşünmelidir.
Hz. Peygamber’in ‚Nice oruç tutanlar vardir ki, oruçtan onlara kalan
sadece açlık ve susuzluktur.’ sözü manidardır.
Bütün organlarıyla oruç tutan kimse daha dikkatli ve daha ahlâklı
olacaktır.
Hattâ kendisine sataşanlara bile ‚Ben oruçluyum’ diyerek uymayacaktır.
İbadetlere değer katan en önemli özellik ‚ihlâs’tir. İhlâs bir işi
sâdece Allah için yapmak demektir. Oruç bu özelliği çok iyi yansıtır.
Çünkü bir kimsenin oruçlu olup olmadığını bilemeyiz. Bunu ancak Allah’la
kendisi bilir.
Dolayısıyla üç nevi oruç vardır:
1. Ruhun orucu: aşırı ihtiraslardan uzak bulunmak ve kanaat sahibi
olmaktır.
2. Aklın orucu, heva ve heveslere aykırı hareket etmektir.
3. Nefsin orucu yeme içme ve harama karşı perhizkâr olmaktır.
Ramazan Ayından Sonra:
Kuran Ramazan ayında inmeye başlamıştır ama sadece Ramazan ayının Kitabı
değildir.
İslam sadece ramazan ayına mahsus bir din değildir. Yılda on iki ay
vardır ve her ayda müslüman olmak, müslüman olarak yaşamak zorundayız.
Bununla beraber, Ramazan ayı belki, kilometre kontrol noktası gibi,
müslümanlığımızı kontrol etmenin başlangıç noktası olabilir.
Ve ayrıca, gelecek sene bu vakte kadar müslüman olarak yaşamamız
gerektiğini, tevhid üzre kalmamız gerektiğini, ölürsek müslümanlar
olarak can vermemiz gerektiği sözünü vermenin kararlaştırıldığı ay
olabilir.
Bu ayda yeniden kanımızı tazeledikten sonra önümüzde koca 11 ay
durmaktadır.
Bu 11 ayda kendimizi salıvermemeliyiz. Aynı uyanıklık, aynı duyarlılık
ve teyakkuz halini devam ettirmeliyiz.
Unutmayalım, bütün aylar İslam'ındır; Ramazan ayı özel bir talim ve
eğitimi ayı özelliği taşımaktadır. Yoksa İslam'ın yaşanacağı bir ay
yoktur, İslam'ın yaşanacağı 12 ay vardır.
Ramazan ayında farz olan diğer 11 ayda da farzdır, haram olan diğer 11
ayda da haramdır.
Dolayısıyla görevimizi yaptık, artık vitesi geri atabiliriz
dememeliyiz...
Ramazan ayı nefsin ıslahı için çok güzel, çok önemli bir fırsattır.
Bu fırsatı kaçırmayınız. Yüce Allah yardımcınız olsun !
Diğer 11 Ay için de Ramazan ayının bereketi ve eğitimini yaşatmak
ümidiyle...
|